Aslında caminin kubbelerinde geçirdiğim yorucu geçen günlerin ardından gece yarılarına kadar otel rezervasyonu için iyi bir otel aramak gerçekten tam bir işkenceydi. Gün boyu bilgisayar başında kendimi autocad'e heba ederek geçirdiğim günlerde de, annem sabah 09.00, akşam 19.00 uygun fiyata otel bulmaya çalışarak tüm gün mesai yapıyordu. Öğle yemeklerini masamda geçirdiğim zamanlar ise gece yaşayacağım işkencenin sadece dozajını azaltmaya yetiyordu. Böyle günlerden birinde annem heyecanla aradı ve Milano için inanılmaz iyi fiyata bir otel bulduğunu söyledi. Bende yalan yok, itiraf ediyorum: uyku sersemi akşam baktığımda da fotoğraflardaki resepsiyonistten hiç kuşkulanmamıştık otel hakkında. Saçma sapan yerleştirdikleri florasanlara bir anlam veremesek de iyi bir yere benziyordu.


Gideceğiniz kent ile ilgili fikir edimişseniz, mutlaka kalacağınız yerlerin size kaça patlayacağını da az çok tahmin edersiniz. Milano'yu gözünüzün önünde canlandırınca Roma'dan sonra kalacağımız en pahalı yerin burası olacağını düşünüyorduk ama tahminimiz boşa çıktı. Öncelikle kimi tek yıldızlı oteller üç yıldızlılardan çok daha iyi durumda ve çok daha pahalı olabiliyor. Yıldız verme hususları neye göre değişiyor bilen biri varsa söylesin, zira biz çözemedik!!!


Diğer otel fiyatlarını görünce Hotel Demo' inanılmaz ucuza geldi. Hakkını yememek gerek. Floransa'dan bile çok daha uygun fiyata kalacaktık ve gerçekten de şaşırtıcıydı; ancak daha önceden de anlattığım gibi hiçbir şey beklediğimiz gibi gitmedi. ilk izlenimimiz; suratsız,oldukça kaba ve gayet kendini beğenmiş bir resepsiyonist idi. Bizimle ilk önce hiç ilgilenmedi, sonra azarladı ve arkasından da kimliklerimize bile bakmadan bavullarımızı bırakmamızı söyledi.
Bir odadan beklentileriniz ne olabilir ki? Size sunulan Bar, 24-Saat Açık Resepsiyon, Aile Odaları, Hızlı Check-In/Check-Out, Emanet Kasası, Isıtma, Bagaj Muhafazası, Eşcinsel Dostu, Bütün genel ve özel alanlarda sigara içmek yasaktır, Oda Servisi, Çamaşırhane, Odaya Servis Kahvaltı, Döviz Alım Satım, Faks/Fotokopi, Kablolu İnternet erişimi ortak alanlarda mevcuttur ve ücrete tabidir gibi detaylardan başka bu sunduklarının tam olmasıdır...
Tabi odaya girdiğinizde genellikle ilk olarak size fotoğraflarda gösterilenle aynısı olup olmadığını sorguluyosunuz. Bizim odamız gerçekten de internette gördüğümüz fotoğraftaki gibiydi. Hatta fotoğrafları birebir bizim odadan çekmişlerdir gibi iddialı da konuşabilirim. :) Ancak ilk şok sorgulama geçtikten sonra gözünüz detayları algılamaya başlıyor.
İlk iş annemler çantalarını açarken, ben de oturup koca gün yaptıklarımızı yazayım dedim. Makyaj masası olarak düzenlenmiş rafların üzerindeki siyah kitap dikkatimi çekti. Bir İncil!!! Tanrım, bizim gibi üçüncü dünya ülkesi olma yolunda ilerleyen bir ülkede bile bunu yapamazsınız. Demek istediğim, hangimiz bir pansiyonda Kuran bulmuşuzdur ki!!! İnsan böylelerine lanet etmek istiyor bazen... İnsan hakları ve eşit haklar diye bağırıp, ayrımcılık ve ırk düşüncelerini ortaya ilk atanlara yani... Üstüne üstlük kullanmak için konulan sandalye de gayet kırıktı. Üzerinde dikkatli oturmak ve bedeninizi gereksiz salınımlara bırakmamız gerekiyordu. Dedim ya bu ilk izlenimler diye, bunlar aslında genel olarak edindiklerimiz ve git gide sinir bozmaya başlıyordu. Çünkü her yerden yeni birşey çıkıyordu.
Yatmadan önce tüm günün yorgunluğunuzu üzerinizden atabileceğiniz en kolay nedir? "Duş almak"... Tabi duşa kabinin kapısı kapanabiliyorsa, gönül rahatlığıyla duşunuzu alabilirsiniz, yoksa hiçbir işe yaramaz. Saçınızı fönlemek istiyorsanız, duvara özenle monte edilmiş olan fön makinesi bir anda işkence aracına dönüşebilir. Fotoğraflardan da anlaşılabildiği üzere saçınızdan çok elinizi fönlersiniz. Bir de en son banyodan çıkmadan koskoca pencereyi ve önündeki incecik tülü farkederseniz, tüm sinirleriniz yay gibi gerilir işte. Size özel olmasına çalıştığınız tüm anlarınız dürbüne bile gerek kalmadan dikizlenmiş olabilir.... Neyseki henüz selülit gibi dertlerimin olmadığı yaşlarımda yürümekten incelmiş, sportif bacaklarımın olduğunu bilmek sadece neşemin yerine gelmesini sağladı.
Uykuya dalmadan önce yapabileceğim en kolay şeyi, televizyon izlemeyi de uzaktan kumandamız olmadığı için yapamadım ve bu uyduruk pansiyondan bozma otelde dinlenebilmek umuduyla kendimi tek sevdiğime bıraktım... Yumuşacık bir yatak. :) Bize sunabildikleri en iyi hizmet yatağın sağlam olmasıydı. Başka da birşey değil. Kahvaltıyı zaten saymıyorum, çünkü Avrupa genelindeki fix menüydü... Bir başka olumlu detay; size sunulan kruvasanların taze pişirilerek fırından çıkar çıkmaz servis ediliyor olması; diğer pansiyonlarda veya marketlerde bulduklarınız gibi poğçaya benzer bir tat olmuyordu. Gayet hafif, ince ve kabarmış bir hamur ve içinde sıcacık marmelat... Sonuç ve çıkarılması gereken dersler:Siz siz olun Hotel Demo'ya sokakta kalmazsanız gitmeyin... Zira adamın o lanet suratını çekmek hiçbir şeye değmiyor.Otelden ayrılmadan önce de ödeme konusunda çıkardıklarını saçlarım diken diken olmasına rağmen size uzun uzadıya anlatmıştım. Dolayısıyla bize yaptıkları ucuz numarayı (pos makinemiz çalışmıyor, üzgünüz... nakit ödemeniz gerekiyor!!!) size de yapabilirler, baştan ödeme yapmayı deneyebilirsiniz eğer gitmek mecburiyetinde kalırsanız... Not: Hotel Demo'nun web adresine ulaşmak için başlığı tıklayın.P.S. Click on the title to reach the web address of Hotel Demo'.P.S. Clicca sul titolo per raggiungere il indirizzo web di Hotel Demo'.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder